İstanbul Dikey Olarak Büyüyor

İstanbul Dikey Olarak Büyüyor

İstanbul Dikey Olarak BüyüyorŞu anda İstanbul’da inşaat yapılabilecek alanların tamamı neredeyse dolmuş durumda

Tirajı günde 125.228 olan Neue Zürcher Zeitung'un 3 Kasım 2011 tarihli sayısının "Immobilien" özel ekinde, Thomas Fuster imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Viyana çıkışlı haber-yorumun çevirisi şöyledir:

Türkiye'de büyük şehirlerde 1950'li yıllardan beri ev kıtlığı yaşanıyor. O tarihlerde sanayileşme, nüfusun hızlı bir biçimde şehirlere göçüne neden olmuştu. Bu gelişme, şehir varoşlarında kaçak binaların inşasıyla beraber yaşandı. Şehirlerin nüfusunun neredeyse dörtte birinin yaşadığı bu gecekonduların yapımı hâlen devam ediyor ve şehir planlamacılarına -örneğin bu yapıların şehrin altyapısına bağlanmasında- büyük zorluklar yaşatıyor.

Şu anda İstanbul'da inşaat yapılabilecek alanların tamamı neredeyse dolmuş durumda ve şehrin yatay olarak genişlemesi -ister yasal olsun ister olmasın- gidererek zorlaşıyor. Göç, hemen bitecekmiş gibi görünmediğinden, şehri dikey olarak büyütmek akla yakın bir çözüm gibi görünüyor. Bu gelişme de tartışmasız değil. İstanbul'un silueti yüzyıllarca mimari bakımdan etkileyici saraylar, minareler ve camilerken, bugün ufuk çizgisine giderek daha fazla gökdelen hâkim olmaya başladı. Bu çelişkiye en önemli örnek, Levent'teki Sapphire adlı gökdelen. 261 metre yüksekliğiyle bu gökdelen 2009'da İstanbul'un en yüksek binası oldu. Rekor fazla sürmedi: Bu yıl 180 milyon dolar değerinde ve 270 metre uzunluğundaki gökdelen Diamant, İstanbul'da rekoru ele geçirdi. İki gökdelen de yüksek teknoloji sarayları olarak adlandırılabilir. Bunların içerisinde lüks evler, alışveriş merkezleri ve bürolar bulunuyor.

Benzer projeler İstanbul'un şehir resmini hızla değiştiriyor. 2100'den fazla binanın yüksekliği 35 metrenin üzerinde ki Boğaz'daki kent bu özelliğiyle dünyada 6. sırayı alıyor. Bunların yaklaşık olarak 70 tanesinin yüksekliği de 100 metreyi geçiyor. İnsan, firmaların çoğunun prestijlerini ana merkezlerinin yüksekliğiyle ölçtüğü şüphesinden kurtulamıyor. Türk firmalarının ortak özelliği artan ölçüde şu: Holding merkezlerinden görünen nefes kesici manzara.

Mali krizi gayet iyi atlatmış olan dinamik emlak sektörü, yabancı yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Ancak şeffaf olmayan bir piyasayla karşı karşıyalar. Gerçi AB üyelik müzakereleri çerçevesinde yedi yıl önce Türkiye'deki mülklerin yabancılara satılmasına dair ilk liberalleşme adımları atıldı. Ancak bazı reformlar yeniden geri alındı. Ayrıca yatırımcılar, yabancılara yönelik büyük bürokratik engellerden şikâyet ediyor, gayrimenkul alımı için Türk ordusunun da onayını almak nadir rastlanan bir durum değil.



Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site


Yapı Rehberi Blog © İnsaat Blog. www.insaatblog.com Oyunlar1